Arabesk sevmeyen insanla göz göze dahi gelmeyiniz.
Mutlu insanı mutsuz yapıyor, gereksiz bir sitem veriyor, hep aynı sözler üzerinden prim yapıyor, söyleyeni zengin, dinleyeni derbeder eyliyor gibi bir takım yüzeysel argümanlarla eleştirilen bir kültürdür arabesk, elit ve ilerici takılan sanatçıların nedensizce ”yavşak” diye yaftaladığı, alt-kültüre ait olduğu varsayılan bir yaşam şeklidir. Yozlaşan toplumun belki de en çok istismar edilen kavramlarından biridir. On yıl önce vahşi bulunan ve vahşice eleştirilen şarkılar, yeni düzenle birlikte sikindirik popülerlerin diline pelesenk olur. Şarkılar, remix isimli şuursuz virüsün talanıyla gece kulüplerinde çalar. Babylon’da kuyruk, Peyote’de izdiham olur.
Bizden önceki jenerasyonu tamamen, bizi ise kısmen etkileyen bu akım kimseye farkettirmeden topluma yön verir. İyilik üzerine yazılan sayfalar dolusu güzellemeyi, tek bir şarkı aynı ölçüde etkili anlatabilir. Cehalatin müziği olarak yaftalansa da, Gencebay’ın ”Hatasız Kul Olmaz” sloganı, bireyin bir çok sebepten ötürü ulaşamadığı Sefiller’in ana temasını 3.5 dakikada verebilir. İntikam önemlidir ama temizdir, ”Eğer aşka bir ceza verebilseydim…” diye başlar mesela, ”…onun da benim gibi sevmesini isterdim.” diye biter. Gözüne değil cebine ilişen pozitif edebiyatı yerle bir eder, ”Yaradan acımamış, çektiren acır mı?” diye sorar. Tapılası derinlikte olduğu iddia edilen betimlemeleri, benzetmeleri arka cebinden çıkarır. ”Kalbimi kanatmayın.” der mesela. Lafını sakınmaz.
Yukarıdaki sahne 1985 yapımı Mavi Mavi filminden, baş rollerde İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar var. Kerim, Sibel’den ayrılmak zorundadır. Sebepleri malum, klasik kötü koşullar. Lakin ayrılırken bile sahiplenme duygusunu kaybetmez. Kızı dolmuş şoförüne emanet eder.
Son repliği söyledikten sonra gözlerini yere diker ve kafasını yaklaşık olarak 57 saniye hiç ama hiç kaldırmaz. Kaldırsa, dolmuşun arka camından kendisine bakan kızı görecektir ve belki de yeniden birleşeceklerdir. Ama kafasını kaldırmaz, ne kızın gözlerine bakar ne de hareket eder. Görüntüdeki 57 saniyelik irade, gerçek hayatta mübalağasız bir ömre tekabül eder. Çünkü arabesk talan olmuş ömürlerle ilgilenir. Kız gözden kaybolur ve Kerim şarkısını söylemek için başını kaldırır. Sadece kendisinin duyduğu bir şarkıdır bu, adı da ”Bırakın Gitsin”.
Yollayan da yolladığına kahrolan da kendisidir, içine atan, içine atmaktan başka çare bilmeyen milyonlarca insanın sesi olur sonra. Çünkü arabesk en güzel duyguların müziğidir.
En başta da söyledim ya, arabesk sevmeyenle göz göze dahi gelmeyiniz diye; zaten bu müziğe gönlünüzü kaptırdıysanız, isteseniz de göz göze gelemezsiniz.
Sevgiler, Burak.