Acının metalaştırılmasının, muhafazakar toplum ütopyasının ya da alt-kültür sömürüsünün hemen birkaç yıl öncesine gidiyoruz. İhtilallerin, yasaklanan Türk müziğinin, postalların ve liberal göbekli Özal’ın hemen dizinin dibine.
Orhan Aksoy’la birlikte, sevgili babalarınıza ”annelerinize açılma” hususunda cesaret pompalayan güzel yönetmen Osman Seden’in 1979 yılında yaptığı o efsane dram sekansına misafir oluyoruz. Mevzu bahis sahnenin arka planında tüm ihtişamıyla yükselen minare, Ferdi Tayfur’un altında eğilecek kadar saygı duyduğu bir kutsal, diğer yandan götüne sokmak istediği bir kazıktır. Zira elem de bahtiyarlık da yukarıdan gelmektedir.
Der Liebe unterlegen stehe ich nun beschamt vor dir.
Enthaupte mich, mein Hals ist dünner als ein Haar.
Der Mensch denkt nicht an die Hölle, ist er der Liebe gewahr.
diyor Ferdi Tayfur, yani;
Ben aşka mağlubum, huzurunda mahçubum,
Kes boynumu, kıldan ince,
Cehennemi düşünmüyor, insan sevince.