O bana anlatıyor, ben size anlatıyorum.
İyi geceler hikayeniz kamasunta‘dan geliyor.
10 yaşımdan gün alıyorum, kış gecesi. Anneannem gelmiş, sene 99’, evde babam ve ben 21.45’i bekliyoruz. Adana’dan iskenderun’a yeni taşınmışız, evde oturma grubu yok. Babam mobilyacıya sipariş vermiş, sövüyor hala getirmedi orospuçocukları diye, iki gün geçmiş. Adam asker olduğu için, saate, söze çok önem veriyor. Neyse, yemekten sonra para verdi, o zamanlar altı sıfırlı banknotlar var, 5 milyon lira’yı al, gidip beyaz leblebi ve bira al dedi. Her şampiyonlar ligi maçının klasiği olmuş artık. Neyse, maç zamanı evde soba yanıyor. Herkes mayışmış, ben heycanlıyım falan. Milan’ın 100. yılı, of ki ne of. Biliyosun yenerlerse bir üst turdalar, yenemezlerse Uefa Kupası’na bile gidemiyorlar. Ev sıcak olduğu için anneannem uyumuş, kadın çok yaşlı, şimdi 90 yaşında. O zaman 80. Babam da saygıda kusur etmeyelim diye, bağırmayacağız diyor. Maç 2-1 olduğu zaman ben umudumu kaybedip, çok net hatırlıyorum 80. dakikada gidip yatıyorum. Babam da bağırmıyor tabi ki, küfürlerini sessizce bakarak ediyor.
Sabah oluyor, üzülerek okula gidiyorum. Bir de rosenborg maçında, 3-0 yenildiğimizde üzülerek okula gitmiştim ama sonra onun telafisi oldu, 3-0 almıştık, yaşım 8. Şimdi 9 yaşındayım, bu sefer telafisi yok işte. Zaten bir de 5 yemişiz siktiğim Çelsi’sinden, o zamandan beri hiç sevmem orospu çocuklarını. Yine boynum bükük, okul yolunda Fenerbahçeli arkadaşlar var. O zamanlar Kemalettin’leri, Högh’leri, Saffet’leri, ilk insan Faruk’ları vardı. Yıldızlar karmasıydı gözlerinde ama işte bizim Hagi’miz vardı lan. Hagi’yi ikinci babam olarak görürdüm. Neyse yokuşta çıkarken bekliyorum ne zaman lafı çakcak diye, selam bile vermeden gidiyor. -Pek samimi değilim onunla.- Aynı şekilde bir de beşiktaşlı arkadaşım var, o da öyle gidiyor. sonra lan, bi baktım yaşım daha 10 ama işte amına koyim, anca futbol aşıkları yapar bu hareketi: “Önünden geçtiğim bakkalın beyaz demirli gazete köşelerinden fanatik başlığı’na bakmak” eylemi.
Hakan Şükür’ün resminin üstüne 32 belki de 48’lik puntolarla
“YİNE ASLAN, YİNE DESTAN
GALATASARAY 3-2 MİLAN”
yazıyor.
O anda sevinmedim, şaşırmadım da. Sadece çok üzüldüm ve pişmanlık duydum. Sonrası malüm işte, Bologno’lar, Dortmund’lar, Leeds’ler, Arsenal’ler.
Madrid maçı, olmuş 2-0, ama ben 3. golü ve verilmeyen 4. golü gördüm. Yanımdaki arkadaşım ve arkadaşımın babası göremedi, çünkü ilk yarı bitince evlerine gittiydiler.
İşte Milan maçından beri, her maçın sonunu getiririm abi.